Elde Var Hayat

Elde Var Hayat

Yazı yazmaya uzun süre ara verdikten sonra ellerimin, zihnimin ve kalbimin pas tuttuğunu fark etmem benim için gerçekten acı vericiydi. Bir süredir bloguma yeni yazı yazmaya çalışıyor ancak ne yazacağıma, nasıl yazacağıma, yazıya nasıl başlayıp yazıyı ne gibi bir sonla bitireceğime,  yazının başlığını tam olarak ne yapacağıma karar veremiyordum. Günlerce bilgisayar başına oturup bu soru(n)lar arasında kendimle kavga ederken bir yandan da içimden gelen yazı yazma isteği beni yeyip bitiriyordu. Bu akşam artık kendimle olan savaşıma bir son vermek istedim ve bilgisayarın başına oturup hayatımla ilgili ne söylemek istiyorsam onu yazmaya başladım.

Blogumdaki Yazılar

Uzun bir aradan sonra bloguma girenler bir önceki yazının yazılma yılını 2014 olarak görecekler. Bu 2014’ten bu yana blog yazmadığım anlamına gelmiyor aslında. Arada az da olsa yazı yazdım. Ancak gerek bu arada yazdığım yazılar gerekse geçmişe dönük yazdığım yazılarda kapsamlı bir temizlik çalışması yaptım. Temizlik çalışmasını yaparken herhangi bir yöntem izlemedim ancak siyasi içerikli yazılar başta olmak üzere, kısa yazıları ve başkalarından alıntı yaptığım yazıların tamamını çöp kutusuna gönderdim. Sonuçta az sayıda ama “fikrimce” kaliteli olduğunu düşündüğüm yazılar bana kalmış oldu. Yalnız bu temizlik işlemini yaparken 350-400 kadar yazıyı tek tek okuduğumu, bunların 250 kadarını çöp kutusuna gönderdiğimi ayrıca belirtmek isterim. Bu işlemi yaparken şunu fark ettim ki kalemime en güzel sinema ve kitap ile ilgili yazılar gidiyor. Bunları daha bir sevdim açıkçası.

“Sürgünler Ülkesinden Başkentler Başkentine”

Hayatım hakkında söyleyecek o kadar sözüm var ki. Son birkaç yılım oldukça hareketli geçti. Öğretmenliğim, girişimciliğim ve sosyalliğim arasında sıkışıp kalmanın hem güzel hem hüzünlü tarafını net bir şekilde hissedebiliyorum. Yoğunluktan ve yorgunluktan dem vurduğum her seferinde “nerden girdim bu işe” diye kestirip atmayı tercih ederken hayallerimi ufak ufak gerçekleştirmeye başlayınca yıllardır verdiğim emeklerin karşılığını almaya başladığımı görüp oldukça mutlu oluyorum. Mutlu olunca kendimi yemeğe verirken hüzünlenince nostaljik şarkılara kapılıp gidiyorum.

Öğretmenlik hayatımda çok bir değişiklik yok. Çocukları üniversite sınavına hazırlamaya, onlara bir şeyler öğretmeye, aktarmaya gayret etmeye devam ediyorum. Öğretmenin/aktarmanın keyifli yanını tatmaya devam ediyorum. Tabii bir yandan da  karşılık veremeyeceklerini bildiğim için istediğim gibi laf sokarak, gırgır yaparak bu zaman dilimlerine eğlence katmaya çalışıyorum.

Girişimcilik konusuna gelince, bu konuda yıllardır okurum. Birçok sektörde deneme yanılmalarla ufak ufak paralar kaybettim. Ancak kayıplarım yeni girişimlerim için tecrübelerim oldu ve şimdi farklı bir iki girişimim var. Bundan ilerleyen zamanlarda bahsedeceğim.

Ufukta Neler Görünüyor?

Peki bundan sonra ne yapacağım, neler yazacağım? Bu konuda net bir şeyler söylemek için belki erken ama içimdeki yazma isteğini söndürmeden bol bol yazmayı düşünüyorum. En azından haftada bir gün bir konu seçip o konu ile ilgili yazmayı düşünüyorum. Tabii sinema ve kitap bunların başını çekecektir.

Şimdilik sevgiyle kalın, beni takip etmeye devam etmenizi öneriyorum. Bu yazının haftası tamamlanmadan yeni bir yazıyla karşınızda olacağım.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*