ismet özel ve özel ben

ismet özel

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
Aşklarım inançlarım işgal altındalar
tabutumun üstünde zar atıyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır
Kanla Kirlenmiş Evrak

son günlerde biraz zoraki de olsa ismet özel okumaya başladım. okumaya başlamak zoraki olsa da okumayı idame ettirmek tamamen gönüllülük işi. zira beni benden alan, düşündüren satırlar arasında kaybolduğumu hissettim.

farklı bir karakterimin olduğunu her seferinde söyledim. her ne kadar her insan farklı bir karakter olsa da ben kendimi gerçek anlamda herkesten çok “farklı” hissediyorum. olaylara bakışım, olayları yorumlayışım, olayların bende bıraktığı etkiler tanıdığım birçok insandan çok farklıdır. yer yer buna ben şair ve yazar duyarlılığı diyorum ama ne kadar şairim ya da ne kadar yazarım orası meçhul.

yüksek lisansta “son dönem türk şiiri” dersinde her birimize bir şair düşmüştü. şairlerin şiirlerini inceleyecek, kendimizi şiirlerin içinde eritecek, kendimizce o şairin şiirlerini anlamlandıracak ve bir sunum yapacaktık. bana da ibrahim tenekeci düşmüştü, daha evvel söylediğim gibi. ibrahim tüzer hocam, tenekeci’nin yazarlık yanının da olması sebebiyle onun şiirlerini bana verdi. benim incelememi istedi. benimle bir şeyler  yazma hususunda bir ortak noktamızın olduğunu hissetti kanımca.

tenekeci’nin şiirlerine başlamadan evvel “şiir”in ne olduğuyla ilgili kafamda o kadar çok soru vardı ki… birçok arkadaşım, kendisine edebiyatçı olduğumu söylediğimde “aaa ne güzel, ben de şiir yazarım.” gibi bir tepki verse de ve ben onların yazdığı şiir(!)leri sıkıla sıkıla okusam da henüz ben de tam olarak bilmiyordum şiirin ne olduğunu. öyle ki yüksek lisans derslerinde şiirin ne olduğu üzerine hocalar “o şiir nedir onu bile bilmez” derken içten içten korkardım, kaan “sence şiir nedir?” gibi bir soru soracaklar diye.

ismet özel, okuyana kadar şiirin ne olduğu hakkında pek fikrim yoktu. ama ismet özel okuyunca da şiir şudur ya da budur diye tam bir tanım yapamayacağımı öğrenmiş oldum çok şükür. çünkü şiirin belli bir tanımı yoktu. ancak şiir şunlar ya da bunlar olabilirdi. ya da şiir şunları ya da bunları konu alır, şunlardan ya da bunlardan bahsederdi.

aşağıda ismet özel’in “şiir okuma kılavuzu“* isimli kitabından yaptığım birkaç alıntıyı sizlerle paylaşacağım. ama öncesinde neden “ismet özel ve özel ben” gibi bir başlık kullandığımı söylemek istiyorum. “özel ben” gibi bir ifade ile ukalalık ya da enaniyet yapasım yok. ama gerçekten kendimi “ismet özel” okudukça özel hissediyorum. sanki onun gibi ben de hayatı farkında olarak yaşıyorum. sanki ben de onun gibi bana sunulan hayatın tekliğini biliyorum ve yaşayabileceğim kadar farkında olarak yaşıyorum hayatı.

“insanoğlu, yaşama güdüleri ile yaşama biçimi arasındaki uyumu kendisi kurmak zorundadır. insan için sınırlarını aşamayacağı bir yaşama biçimi yoktur, ama sınırları aşmak da aşmamak da insanın kendi elindedir.” (sayfa 17)

“işte, insanın daha en temel ihtiyaçlarını gidermek için bile kendi maddi yapısının dışında yer alan bir bilgiye başvurmak zorunda bulunuşu; hem kendisinden hem de hemcinslerinden dolayı yüklendiği sorumluluklarından kaçamayışı düzeyinde şiirden söz açmamız mümkündür. … kelimeler insanın iç dünyasındaki tınıların başlatıcısıdır.”(sayfa 18)

“her sağlıklı ve dolaysız bildirişim şiirin doğmasını gerektiren pürüzleri ortadan kaldırır. şiir bize düzyazının vermediğini sağlar dediğimiz zaman, kullandığımız dilin asıl insanca bildiriyi ulaştırmakta yetersiz kaldığını itiraf etmiş oluyoruz.”(sayfa 18)

“ne zaman insan karanlık bir yerde sayıklamaya itilmiş, insan ilişkileri karışık, karıştırıcı, bozucu niteliklere bürünmüş, insanın bir başka insana söyleyeceği söz anlamını kaybetmiş, insan davranışları yapaylık, içtensizlik yüklü hale gelmişse, insanlar şiir okumak, şiirle uğraşmak, şiirden öğrenmek gereğini duymuşlardır. çünkü şiir anlatılmaz bir şeyin anlatılmaya çabalanmasının sonunda, anlatılabilir bir şeyin yeniden anlamlı kılınması için gösterilen bir çabanın sonunda, yeterince anlaşılmayan bir şeyin etkili bir anlatıma kavuşturulması uğrunda harcanan çabaların sonunda ortaya çıkar.”(sayfa 18)

sanırım siz de fark etmişsinizdir alıntıları hep birkaç sayfadan yaptığımı. beni en çok etkileyen birkaç sayfa orasıydı çünkü. her bir sözün altını çize çize, tekrar tekrar okudum…

ismet özel, şiir okuma kılavuzu, şule yayınları, 2009  istanbul.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*