Levent Özkara: Değerli Dostumuz, Ağabeyimiz, Meslektaşımız ve Mesai Arkadaşımız

levent özkara
levent özkara

Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız (AA)

Her dönem olduğu gibi bu dönem de dönem sonu telaşı ile bitecekti. Yazılılar, performans notları, ortalamalar, not fişleri vs. derken bu dönemi de her dönem olduğu gibi kapatacaktık. Ancak 22 Ocak Perşembe günü aldığımız bir haber ömrümüz boyunca unutamayacağımız bir karne günü yaşamamıza sebep oldu.

Değerli ağabeyimiz, dostumuz, meslektaşımız, aynı okulu paylaştığımız, aynı öğrencileri okuttuğumuz, birlikte AVM’lerde gezdiğimiz, bol bol çayını içtiğimiz Levent Özkara hocamızın ölüm haberi ile sarsıldık.

Ankara, Dikmen’de oturan Levent Özkara hocamız, iki yıldır aralarında münakaşa olan üst komşusu tarafından kafasına sıkılan dört kurşunla hunharca katledildi…

Ölümü kimseye konduramıyor insan. Sevdiklerine ve kendine ise asla. Biz de konduramadık Levent Hocamıza, inanamadık, gözlerimizi ovuşturup tekrar tekrar baktık yazılanlara; kulaklarımızı temizleyip tekrar tekrar dinledik söylenenleri… Ne gözlerimizi ovuşturmamız ne de kulaklarımızı temizlememiz fayda etmişti var olan gerçeği değiştirmeye. Tek gerçek vardı ki Levent hocamız, ağabeyimiz dostlarını, sevdiklerini, 12 yaşındaki oğlu Hüseyin Alp’i ve biricik eşi Eda Hanım’ı bırakarak ayrıldı aramızdan…

Buruk bir karne günü yaşadık. Ne karne veren eller istekliydi ne de alan eller karneleri almaya… Onlarca öğretmen ve öğrencinin dudaklarında tek bir söz vardı: Levent Hocamız. Neden böyle oldu? Niye burada değil Levent Hocamız, diye uzayıp giden sözde soru cümleleri…

Tüm okul, tüm Keçiören Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri, o birkaç saatlik zaman diliminde Levent Hocalarıyla yaşadıkları anılarını tazeledi. Yaşanan güzel günler, saatler tekrar tekrar yaşandı ve tekrar tekrar anlatıldı dinleyenlere. Tüm anıların ortak noktası ise mağrur, güleryüzlü, kasketli ve gözlüklü adam. Oysa ne diyordu haber bültenleri: “Silahlı saldırının meydana geldiği yerde Levent Özkara’ya ait kanlı gözlük ve kasket ise dikkat çekti.”

Hayat bu derler ya, derdi veren Rabbim dermanı da verir. Bu acı günler de unutulur, ağlayan gözlerin yerini gülen gözler alır. Kasketi de unutulur Levent Hocamın gözlükleri de. Her şey yiter gider zamanın boşluğunda. Yiter yitmesine de derinde bir yerlerde bir hüzün bırakır. “Levent” adını duydu mu yürekleri sızlatan bir hüzün.

Dedim ya, gün gelir her şey biter. Peki siz 12 yaşındaki o çocuğa insanlığı, hayatı, masumiyeti, sevgiyi, şefkati nasıl anlatırsınız? Hangi sözcüklerinizin gücü yeter bu duyguları anlatmaya?

Koca bir boşluk…

One thought on “Levent Özkara: Değerli Dostumuz, Ağabeyimiz, Meslektaşımız ve Mesai Arkadaşımız

  1. Hep derler ya “hayat koca bir yalan.”
    Bir hiç uğruna onca emek, onca anı, geride kalanlar…
    Bedava yaşıyoruz, yetmiyor, bedava ölüyoruz.
    Allah rahmet eylesin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>