-sel -sal ekinin menşei

-sal / -sel eki ile -sıl/ -sil, -sul/-sül ekleri birbirine karıştırılmamalıdır. Çünkü bu ekler müstakil bir ek değildir. İsimden fiil yapan -sa/-se ve -sı/-si, -su/-sü ekleri ile fiilden fiil yapan -l ekinin birleşmesinden oluştuduğu söyler Zeynep Korkmaz.

Ahmet Temir’e göre -sal ve -sel eki Türkçedir. Çağdaş Türk Lehçelerinde araştırma yapmıştır. Tatar Türkçesindeki küksil “mavimtırak”, aksıl “beyazımsı”, yuksıl “yoksul” gibi kelimelerdeki -sıl/-sil, -sul/sül, -sal/-sel ile birdir. Ve ayrıca Türiye Türkçesindeki kumsal kelimesi Arapça yazısının yanlış okunmasındandır. Orijinali kumsıl şeklinde olacaktır.

Hasan Eren(ki üstad bana göre)’e göre bu ek kesinlikle Türkçe değildir. Fransızca national kelimesindeki -al ekinin ulus kelimesine eklenmesiyle ulusal biçimi ortaya çıkarılmıştır. Daha sonra halk arasında kullanılan kumsal ve uysal örneklerinin baskısıyla bu kelime ulu-sal olarak anlaşılmıştır. Ayrıca kumsal kelimesinin bu ek ile bir ilgisinin olmadığını ve kelimenin orijinalinde kumsalı olduğunu, kum ve sal kelimelerinin birleşmesinden meydana geldiğini ve sonraki -ı sesinin de iyelik eki olduğunu söyler. Dağsalı kelimesini de bu görüşüne ispat olarak verir. Dağsalı dağ düzlüğü anlamındadır.

Sizin de gördüğünüz gibi bu ekine Türkçe olup olmadığı konusunda siyasî(tabiî herkesin görüşünü siyasî değerlendirmemek gerek. Siyasî görüşler genellikle bilimsel köke dayanmayan veriler ile yani kahve muhabbeti ile belirtilen görüşlerdir) bir takım nedenlerin de etkisiyle herkes farklı bir görüş sunmaktadır. Ancak dilerseniz bu ekin Türkçe olup olmamasından ziyade bu ekin neden kullanılmaması gerektiğini bir irdeleyelim…

Ekin Türkçe olduğunu savunanların sunduğu “kumsal, uysal, baysal” gibi örneklerdeki sal ses grubunun ek olduğu, hattâ birleşik bir ek değil de tek bir ek olduğu iddia edilse bile sal/sel eki bu kelimelere kesinlikle mensupluk aitlik anlamı katmaz. Ama günümüzdeki kullanımlarda -sal/-sel eki eklendiği kelimeye mensubiyet ve ilgi anlamı katar. Meselâ parasal konular derken para meselelerine ait olan konular kastedilir. Kısacası Türkçede eskiden beri kullanıldığı bilinen kumsal, uysal, baysal vb. kelimelerdeki -sal eki fonksiyon bakımından günümüzdeki -sal/-sel ile uyuşmamaktadır.

Türkçede yabancı dillerden birçok ek ve kelime alınmaktadır. Ancak alınan ekler çok fazla kullanılmaz. Türkçede çok sık kullanılan ve Arapçadan alınan bir ek vardır o da nispet î’sidir. Bunun dışında Türkçede fütursuzca kullanılan başka bir ek yoktur. Çünkü bu ek hem Türkçe hem Arapça hem de batı kökenli kelimelere özensiz bir şekilde getirilir. Bu da hoş bir durum değildir. İsterseniz –sal/-sel ekinin neden kullanılmaması ya da az kullanılması gerektiğinin üzerinde duralım:

1. Her dilin kendine özgü bir ses dizgesi ve melodisi vardır. Türkçede bilindiği gibi l sesi r’den sonra söylenen en zor sestir. Hattâ çocuklar konuşmayı öğrenme sürecinde r ve l seslerini diğer seslerden daha sonra telaffuz ederler. Kitlesel, rastlantısal, toplumsal, aletsel, dilsel gibi kelimelere baktığımızda kelime içinde iki tane l sesi vardır. Bu sebeple kelimenin telaffuzu da zorlaşmaktadır. Bunların arasına bir de s sesi eklenince telaffuz daha da zorlaşır. Bu seslerin teşekkür noktası dikkate alındığında bu zorluk daha iyi anlaşılır.bilindiği gibi l sesi dil ucunun ön damağa değmesi ile ortaya çıkar; s sesi de kezâ dilin ön damağa teması ile ortaya çıkar. Yukarıdaki kelimelere baktığımızda l-s-l sesleri peş peşe gelir. Bu sebeple dil ucu önce ön damağa sonra ön dişlere daha sonra da tekrar üst damağa temas eder. Bu da telaffuzu zorlaştırır. Oysa Türkçede işlevi birbirine yakın olan birçok ek vardır. Meselâ Türkiye Türkçesinde edilgenlik eki –l’dir. Ancak son sesi –l olan fiillere yine bir edilgenlik eki getirilmek istenirse bu ek –n olur. Örnek olarak, görül-, kırıl-, sıyrıl-, bilin-, çalın-, alın- vb.

2. Bu ekin kullanımı, Türkçede eklerin kullanımındaki düzenliliğe aykırıdır. Çünkü ek bazen –al / -el şeklinde gelir, kültür-el, söz-el, tür-el; bazen –sal/-sel biçiminde gelir, para-sal, din-sel, yapı-sal; ve hattâ bazen de –l biçiminde gelir, yasa-l. Oysa Türkçede çok sunurlı ve kendine mahsus durumlar dışında böyle bir kullanım yoktur. Ekler her kelimeye aynı biçimde gelir.

3. Türkçede isimler ve fiiller kesinlikle birbirinden ayrılır. İsimlere gelen ekler ile fiillere gelen ekler birbirinden farklıdır. Bunlar birbirlerinin yerlerine kullanılmazlar. Oysa, görsel, işitsel, öğretsel, düşünsel, sanal, eleştirel gibi kelimelere bakıldığında –sal/-sel ekinin fiillere eklendiğini görürüz. Bu da Türkçedeki isim fiil farkını yok edecek bir tehlikedir.

4. Bu ekin kullanımındaki en önemli sakınca, Türkçenin söz dizimine zarar vermesidir. Bilindiği gibi dillerde en zor değişen unsur söz dizimidir. Türkçenin en eski yazılı metinleri olan Köktürk yazıtları, Çağdaş Türk Lehçeleri ile karşılaştırıldığında sesbilgisi ve şekilbilgisi bakımından birçok değişikliğin görüldüğü ancak söz diziminde çok fazla değişiklik olmadığı görülür.

Türkiye Türkçesinde –sal/-sel ekiyle kurulan kelimeler büyük oranda nispet sıfatı olarak kullanılmaktadır. Bir başka deyişle bu ek daha çok sıfat tamlaması kurulmasında kullanılmaktadır. Üstelik normal durumlarda isim tamlaması ile ifade edilebilecek durumları bile ezerek sıfat tamlaması ile ifade edilir. Meselâ para konuları yerine parasal konular, kamu arazisi yerine kamusal arazi, toplum yapısı yerine toplumsal yapı vs. Bunun sonucunda –sal/-sel ekinin kullanılması sıfat tamlamasını çoğaltmaktadır. Hattâ isim tamlamasını Türkçenin söz diziminden silecek kuvvettedir. Son zamanlarda inanılması güç tamlamalar bile yapılmaktadır. Yani, bahçe bitkisi yerine bahçesel bitki gibi Türkçenin ifade imkânlarını hiçe sayan bir yapı tercih edilir.

Neticede ekin alâkasız ve gereksiz yerlerde kullanımı en aza indirilmeli ve Türkçenin söz dizimine, melodisine zarar vermesinin önüne geçilmelidir. Tabiî bu alâkasız ve gereksiz kullanım yerini tespit etmek gerekmektedir.

Not: Yukarıdaki yazı, sayın Yard. Doç. Dr. Ahmet Karadoğan Hocamın Bilim Yolu dergisinde çıkan bir yazısının özeti şeklindedir. Araştırma kendisine aittir.

7 thoughts on “-sel -sal ekinin menşei

  1. Sayın Kaan Bey,
    Bahçesel kelimesinin incelemesini yazdığınız için teşekkür ederim. Bahçe ve selami kelimelerinin bir araya gelerek oluşturduğu bahçesel kelimesi ile bir site oluşturduk ve 1 yıldır yayınlamaktayız. Galiba güzel Türkçemizin yapısına aykırı bir kelime türetmiş olmuşuz. Ben bu ismi tarımsal kelimesi varsa bahçesel kelimesi de olur diye düşünmüştüm ama o günlerde googlede arama yaptığımda bahçesel kelimesi hiç bir indekste geçmiyordu. Galiba uydurukta olsa bir kelime dilimize sayemizde girmiş oldu. Saygılarımla… Selami SARAÇ

  2. Selami Bey,

    Sizin kurduğunuz “bahcesel” adı tamamiyle farazi bir isimdir. Yani sırf firma adı kurmak için uydurulmuş bir isimdir ki siz de bunu belirttiniz zaten. Ancak firmalaşmak, daha da doğru şekilde ifade etmek gerekirse markalaşma kiçin uydurma isimleri kullanmaktan ziyade Türkçemizin içinde var olan kelimeleri kullanmak ve Türkçenin kelime türetme mantığına uygun türetim yapmak daha doğru olacaktır.

  3. Günümüzde duygusal sözcüğü de eleştiriliyor. Ancak duygulu anlamına gelen Kayseri, Niğde, Konya havalisinde halk tarafından kullanılan “duysal” sözcüğünü ele alan sanırım olmamıştır. Biraz da Derleme Sözlüğü’ne dönersek, oradaki ölümsel(ölecekmiş gibi), evsel(evcil), yersellemek(aşağılamak), yiyimsel(lezzetli), yensel(az tatlı)…vb… pek çok sözcüğe bakmamız gerek. Bu sözcüklerin hemen hepsi günümüzde kullandığımız sal/sel ile aynı anlamda kullanılmış. Bunları açıklamak gerekir???

  4. sAl ekinin uydurma bir ek olduğu konusunda daha önce TDK’nın resmî tor betinde bir açıklama bulunuyordu:
    “-sal/-sel, Arapça nispet eki -î’nin yerine Dil Devrimi sırasında kullanılmaya başlanan bir ektir. Örneğin ilmî yerine bilimsel, şahsî yerine kişisel. Dil bilimcilerin bu ek hakkında değişik görüşleri vardır. Yaygın olan görüş ise -sal/-sel ekinin Fransızca national sözü göz önünde tutularak yapılan ulusal’ın sonundaki -sal’dan türetilmiş olmasıdır. Daha açık bir ifadeyle -sal/-sel Fransızca -al/-el ekine benzetilerek oluşmuş bir ektir. -al/-el ekinden -sal/-sel biçimine geçiş ulusal örneğinden hareketle olmuştur.”
    (Yayından kalkmış olan kaynağın adresi buydu: http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel.....b91ba7db45)

    Çok kimse bu ekin benzerlik anlamı verdiğini sanıyor oysa ki bu ek -î aidiyet/mensubiyet ekine karşılık olarak kullanılmaya başlamıştır. Türkçede bu eki kullanmak yerine isim ve sıfat tamlamaları da kullanılabilir: “kamusal alan” yerine “kamu alanı”, “kentsel dönüşüm” yerine “kent dönüşümü” gibi. Ayrıca Kazak ve Kırgız Türkçelerinde bu ekin işlevinde +lIk ekinin kullanıldığı görülmektedir. İsim tamlaması yapılamayan bazı durumlarda Türkiye Türkçesinde de bu ek kullanılabilir. Mesela “… bilimsel değildir” yerine “… bilimlik değildir” denebilir.

  5. 1935 tarihli Osmanlıcadan Türkçeye karşılıklar kılavuzunda anıtsal sözüyle ilgili olarak “Anıtsal’deki son l ince okunacaktır” açıklaması ekin aslında Fransızcaya benzetilerek uydurulduğunun açık delilidir. Sonradan bu eke kılıf uydurmak için kumsal ve uysal gibi aidiyet/mensubiyet işlevli bir sal eki bulunmayan sözlerde bu ekin bulunduğu iddia edilmiştir.

  6. Acaba -sil -sıl – sul – sül ekini sel sal yerine kullanmak mümkün müdür? Toplumsul, eğitimsil, kentsil gibi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>