Biliyorum

türkçeleştirme çabaları

Türkçenin belirli dönemlerinde yabancı dillerden biraz fazla kelime aldığını hepimiz biliyoruz sanırım. Osmanlı döneminde Arapçadan ve Farsçadan almışız, daha evvel Moğolcadan almışız, efendim Cumhuriyet döneminde Fransızcadan almışız, işte bugünlerde de İngilizceden alıyoruz.

Bir dilin başka bir dilden kelime alması ya da ona kelime vermesi beni pek korkutan bir olay değildir. Nitekim sürekli etkileşim içerisinde bulunan her millet birbirinden bırakın kelime almayı, kültür, örf ve adet de almışlardır. Bunlar gayet olağan şeyler gibi geliyor bana. Ha işin suyu çıkarılmamış mı, yer yer çıkarıldığı da olmuş.

Türkçemizde ilk Türkçeleştirme hareketleri 1932 yılında Atatürk‘ün önderliğini yaptığı dil devrimi ile başlıyor. Dilimizdeki Arapça ve Farsça kelimeler birer birer temizlenmeye çalışılıyor. Alfabemiz değiştiriliyor, halk yeni alfabeye alıştırılıyor vs. Dil devrimi konusunu daha başka bir konu altında detaylı bir şekilde incelemek gerekir. Ancak ben bu devrim sırasında yapılan bir yanlışlığın hâlen devam ettirildiğini düşünüyorum. Nedir o yanlış?

Bu devrimin özünü oluşturan tasfiye çalışmaları, Türkçedeki Arapça ve Farsça kelimeleri temizlemektir. E bu kelimeleri temizlerken siz bunların yerine Türkçe olan bir şeyler üreteceksiniz değil mi? İşte mesele de burada kendini gösteriyor. Efendim bazı akıllılar sırf Arapça kullanmayalım diye tutmuşlar Fransızcadan bir sürü abuk subuk kelime almış ve bunları bize sanki Türkçeymiş gibi yutturmuşlar. Bu kelimeler halen bugün de tartışılır. İşte bu şekilde Türkçeye bir sürü uydurma sözcük girmiş ve abuk sabuk yöntemlerle kelime türetme işini meslek edinir hale gelmişiz. Nitekim bugün de bu olay böyle sürüp gidiyor.

Biz Türkçeleştirme çalışmaları yaparken yöntem olarak hep şu yolu benimsedik:

– Dilimize yerleşmiş yabancı kökenli kelimelere Türkçe karşılıklar bulmak yerine ilk önce dilimize yeni yeni girmeye çalışan yabancı kelimelerle mücadele ettik. Atıyorum internete tutup bir karşılık türetmek yerine hostinge (kaldı ki buna bile yetişemedik) karşılıklar aradık. Henüz dilimizde tam kullanılmayan kelimeleri Türkçeleştirmeye çalıştık.

– Bir kelimeye Türkçe karşılık bulacağız diye ahenksiz şeyler kullanmamaya gayret ettik. İnsanların gözüne batacak şeyler kullanmaktan kaçındık. Atıyorum t-shirt ya da tişört yerine kısakollu dedik. Sweet ya da svit yerine uzunkollu dedik.

– Bulduğumuz karşılıkları samimi bir şekilde, her yerde göğsümüzü gere gere kullandık. Uzunkollu, kısakollu gibi.

Kısaca insanlara itici gelmeyen şeyler yapmaya çalıştık. Ancak bazı kişiler Türkçeleştirme çalışması yapacağız diye Türkçeyi alt üst ediyorlar. Atıyorum sayfa yerine “yaprak” kullanıyorlar. Ya da haber yerine “çav” diyorlar. Buna da ortak dil çalışması yapıyoruz gibi bir kılıf uyduruyorlar. Şahsen ben dil bilimle uğraşmayan birisi olsam bu çalışmalara sadece güler geçerdim. Bana itici gelen şeyleri nasıl samimiyetle kullanayım ki?

Previous Post Next Post

You Might Also Like

2 Yorumlar

  • Reply recep hilmi tufan 07 Mart 2008 at 04:51

    Belki de benim blogumdaki Türkçesi Varken! eklentisine misilleme ile yazıldı bu yazı. Yukarıdaki yazdıklarının hepsine katılıyorum. TDK’nın da bulduğu yeni kelimelere her zaman gülmüşümdür. Zaten hep de alay konusu olmuştur. Hatta anlatılırki İsmet İnönü sanırım Arapça kelimeleri temizleyeceğiz diye bir laf ettiğinde kullandığı bütün kelimeler Arapça’ymış. Böyle bir hâle gelen kelimeyi sen dilimizden çıkarsan zaten küfürlü konuşan, hatta konuşamayan halkımız daha da konuşamaz hâle gelir.

  • Reply kaan 07 Mart 2008 at 18:57

    Yok hiçbir şeye misilleme olarak yazılmadı bu yazı. Sizin sanal günlüğünüzle alâkalı değil yani, içiniz rahat olsun. Benim kastettiğim TDK de değildir. Kastettiğim internette ipini koparmış belli başlı internet siteleridir. Türk Dil Kurumu evet zaman zaman pek kullanılmayan karşılıklar türetmektedir ancak yine de birçok sözcüğe düzgün karşılıklar bulmuşlardır.

  • Yorum yazabilirsiniz

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.