Biliyorum

türkçenin esas zenginliği

Efendim Türk Dili üzerine ihtisas gördüğüm üzre bu konuda daha fazla yazı yazmak istediğimi daha önceden belirtmiştim sanırım. Ancak bu konularda yazı yazmak için yeterli bilgi birikimini sağlamak, fikir sahibi olmak biraz zor. Ancak ben yine elimden geldiğince, klavyem döndüğünce sizlere Türkçenin esas zenginliğinden ya da zenginliklerinden biraz bahsetmek istiyorum. Uzun süredir yazmayı düşündüğüm bir konuydu bu. Ancak bugüne nasip oldu.

İnternet dediğimiz bilgi çöplüğünde her türden mesnetsiz bilgiye rastlamamız mümkün. Az biraz mürekkep yalamış münevver -münevver diyeceğim bunlara çünkü gerçekten her söylenene inanmamak da bu devirde bir münevverlik örneği- insanlar bu kulaktan dolma şeylere itibar etmezler. Ancak bir konuda fikir sahibi olmayıp, bunu sadece başkalarından duyarak savunanlar ise ancak haber sitelerinde yorum yazarak birbirlerini kışkırtırlar. İşin kötü yanı bir de günlük yazarları da bu olaya karışır oldu. Türkçe hakkında herhangi bir bilgi birikimi olmayanlar, Türkçenin tarihi devirlerinden bîhaber olanlar bugün kalkıp Türkçenin ne kadar zayıf bir dil olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorlar. Bizim ufo gören masum köylümüz aman vatandaşımız ise bunlara hemen itibar ediyor. Çok değil daha birkaç sene içinde bir bir iki yayın kuruluşunda TDK‘yi tiye almak için bir yerlerinden uydurarak yayınladıkları, “işte bu adamlar otobüse çok oturgaçlı götürgeç diyorlar, lokantaya otlangaç diyorlar” yazıları kısa bir sürede tüm internet dünyasına yayıldı. İşin acı yanı bu yanlış bilgininin yayılmasındaki hız, düzeltmedeki hızın yayılmasına sirayet etmemiş. 18 Eylül 2005 yılında Yeni Şafak gazetesinde Türk Dil Kurumu’nun açıklamasına rağmen bu haberler internette hâlâ yayınlanıyor. Daha bir iki gün evvel şurada haber olarak gördüm. Neyse girizgahtaki sitemkâr bölümü atlayalım ve yazının kendisine geçelim.

Türk Dili başka dillerle ya da daha ziyadesiyle İngilizce ile kıyaslanırken hep kelime dağarcığı göz önüne alınmış ve kelime sayısına bakarak Türkçenin, İngilizceden daha kısır bir dil olduğu söylenmiş. Haklı olarak da mürekkep yalamamış insanlar üstte de söylediğim gibi buna bel bağlamış ve Türkçenin gerçekten fakir bir dil olduğuna bağlanmış kalmışlar. Oysa dil bilimciler ısrarla bir dilin zenginliğinin dildeki söz varlığı ile alâkalı olmadığını söyleip duruyor. Biz de aşağıdaki maddeler ile bunu ispatlamaya çalışacağız. Ama önce gerçekten Türkçedeki kelime sayısı az mı ona bir bakalım…

  • Bugün İngilizce sözlükler oluşturulurken, İngilizce sözlükler ile sürekli aşinâ olanlar madde başlarının oluşumunu daha iyi bilirler. Yaklaşık 600 bin kelime olduğu söylenen İngilizce sözlüklerde bu kelimelerin çoğunu yabancı dillerden alınma kelimeler teşkil eder. İngilizce bu yabancı kelimeleri esasında İngilizce gibi gösterip sözlüğünün hacmini büyültmeye çalışmaktadır. Oysa biz Türkçede yıllardan beri gittikçe özleştirme çalışmaları yapmışız, tasfiye hareketleri yapmışız ve sözlüğümüzü kısırlaştırmışız. Buna rağmen sadece Türkiye Türkçesinde değil Türk Dilinin diğer lehçelerini de hesaba kattığımızda Türkçenin söz varlığının ne kadar fazla olabileceğini siz düşünün? Neticede bugün öyle ya da böyle en az 20 Türk lehçesi vardır. Bu 20 lehçedeki ortak kelimeleri bir kenara atarsak diğer kelimelerin sayısını çıkartmaya çalıştığımızda inanılmaz bir kelime dağarcığı ile karşılaşmış olacağız. Yine bizde kalıcı kelimeler yapmayan zarf fiil, sıfat fiil ekleri ile oluşturulan kelimeleri de hesaba kattığımızda bu hacim biraz daha genişleyecektir.
  • Türkçenin esas zenginliği bana göre söz dizimi üzerinde şekillenmelidir. Türkçenin en eski yazılı kaynaklarını önümüze aldığımızda ki bu kaynakların oluşturulma tarihi 700’lü yıllardır, yani aradan 1300 yıl gibi bir zaman geçmiştir. O zamandan bu zamana Türkçenin söz diziminde hiçbir değişiklik olmamıştır. Biz o dönemden bugüne hep yabancı milletlerle temas halinde olmuşuz, onlarla kültür alışverişinde bulunmuşuz, bir sürü yabancı kelime almışız – vermişiz (ve vermişiz, evet Türkçeden yabancı dillere binlerce kelime verilmiştir, ilgilenenler şu haberi okuyabilirler.), tüm bunlara rağmen söz dizimimizde herhangi bir değişiklik, bozulma olmamıştır. Yani kelimelerin yerleşiminde bir bozukluk olmamıştır. Bildiğiniz gibi Türkçenin cümle yapısı, başta özne, ortada nesne ve sonda fiil şeklindedir. Dilerseniz Orhun Abideleri’nden bir örnekle bunu ispatlayalım:
  • Kültigin Abidesi’nin Güne Yüzü:

    Tengri teg tengride bolmış Türk Bilge Kağan bu ödke olurtum. Sabimin tüketi eşidgil. Ulayu ini yigünüm oğlanım biriki oğuşum budunum biriye şadpıt begler yırıya tarkat buyruk begler Otuz [Tatar … ]

    Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki şadpıt beyleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz Tatar…

  • Türkçenin bir başka zenginliği de geniş bir coğrafyada konuşulmasıdır. Sadece Anadolu’da ve Orta Asya’da değil dünya üzerinde çeşitli yerlerde konuşulmaktadır. En son Amerika kıtasında Mayaların bulunduğu bölgede de 150’den fazla yer adının Türkçe kökenli olduğu tartışılmaktadır.
  • Türkçe kökeni oldukça geçmişe dayanan bir dildir. Bugün oluşturulma tarihini 700’lü yıllar olarak bildiğimiz Orhun Abideleri’ndeki gibi bir dilin oluşması için en az 1.000 yıl gibi bir sürenin geçmesi gerekmektedir. Bu da Türk yazı dilini MÖ 300’lü yıllara götürmemizi sağlar. Ancak elimizde daha eski Türkçe cümleler de bulunmaktadır. Bu cümleler yeterince fazla olmadığı için Türkçenin yazı dilini daha geriye götüremiyoruz.
  • Türkçe kelime türetmeye elverişli bir dildir. Evet Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğundan dolayı yapım ekleri dediğimiz kelime türetme ekleri ile yeni kelime yapmaya elverişli bir dildir. Bu dilin zenginliğinin bir göstergesidir. Bunun yanında da Türkçe öğretmeyi kolaylaştıran bir özelliktir. Çünkü yabancı bir kimse kalem kelimesini kök olarak bildiği zaman ezberlediği bu ekler sayesinde Türkçeyi daha rahat anlayabilecektir. Yine İngilizcedeki gibi düzensiz fiiller yoktur. Kelimenin kökü neyse türetilen kelime de onunla %90’dan fazla şekil olarak uyum sağlar.
  • Türkçe matematiksel bir dildir. Yani sistemlidir. Bilgisayar dilinin İngilizce olduğu bu dönemde Türkçenin bilgisayar dili olabileceği tartışılmaktadır. Sadece Türkler değil yabancı bilim adamları da Türkçenin bir bilgisayar dili olabileceğini güçlü delillerle ispatlamaktadır. Türkçenin sistemli olması bilgisayarın temelini oluşturan ikilik sisteme yani 1’lerle ve 0’larla uyumlu olmasını sağlar.
  • Türkçe diğer dillerden kelime aldığında bunu kendi melodisine uydurur. Çeşitli yollarla (ilerleyici, gerileyici benzeşme vs.) bu kelimeleri Türkçenin yapısına uydurur.

Evet aklıma gelenleri buraya listeledim. Daha sonra eksik yazdığım olursa da güncelleme yapacağım. İnşallah bu Türk Dili hakkında ileri geri konuşanları biraz olsun susturacaktır.

Previous Post Next Post

You Might Also Like

8 Yorumlar

  • Reply Cafer Alkan 20 Mayıs 2008 at 18:51

    Gerçekten güzel bir yazı Kaan, eline saağlık. İnsanların, türetilmiş bir kelimeyi komik bulmaları daha çok zorlaştırıyor bu durumu.

    Cengiz Özakıncı’nın Dil ve Din kitabında da, yabancı bir kelimenin, karşılığının bulunamaması, karşılığa gelen kelimelerin güldürücü özelliğinden de kaynaklandığını söylüyor.

    Şu an kullandığımız şeyin sadece bilgi saymadığını varsayarsak, neden Bilgisayar denilince gülünmüyor?

  • Reply Kaan Fakılı 20 Mayıs 2008 at 19:10

    Bu türetilen kelimeye gülme tamamen alışkanlıklardan ötürü kanımca. Çünkü şöyle oturup bir düşündüğünüzde, bizim türettiğimiz kelime sence yabancıdan daha komik olabilir mi? Yani yabancı kelime bizim türettiğimiz kelimeden daha mı çok karşılıyor bu nesneyi? Bence tamamen alışmayla alâkalı bir durum. Bize Azerice komik gelir neden? Çünkü Oğuz Türkçesinin özelliklerinden dolayı. Eğer bugün Çuvaşçayı yazı dili seçmemiş olsaydık biz de K yerine G kullanır, Karadeniz yerine Garadeniz derdik. 🙂 Ve bize hiç de komik gelmezdi. 🙂

    Her kelime her nesneyi tam olarak karşılayacak diye bir şey yok. Ne kadar çok karşılarsa o kadar iyidir.

  • Reply “deklare etmek” çılgınlığı — Kaan Fakılı’nın Güncesi 22 Haziran 2008 at 12:34

    […] bahsettiğim gibi Türkçeleştirme hareketleri bir yandan bizim tarafımızdan da hız kazanmış durumda. Ancak biz Türkçeleştirme […]

  • Reply türkçeleştirme hareketinden hareketle bir deneme — Kaan Fakılı’nın Güncesi 29 Haziran 2008 at 17:59

    […] Ama…” başlıklı yazım idi. O yazıyı okumak için şuraya gözatabilirsiniz. Ya da “Türkçenin Esas Zenginliği” adıyla yazdığım yazıya da şuradan […]

  • Reply gizem 13 Kasım 2008 at 12:39

    türkümüzü,özümüzü kesinlikle bozmamalıyız bu dil bize atatürkten yadigardır . Lütfen dilimize sahip çıkalım ve benimseyelim . Atatürk bizim için Latin alfabesini değiştirip Türkçe yaptı ise biz bunu öyle bırakmayıp benimseyeceğiz ! OK kelimesi yerine tamam , EXTRA kelimesi yerine fazla , WELCOME kelimesi yerine hoşgeldiniz demek çok mu zor ? Lütfen dilimize sahip çıkalım ! ! ! O saçma sapan dilleri güzel olmayan İngiltere , Almanya , Belçika , Yunanistan ve daha bunlar gibi gıcık gıcık konuşulan dillere özenmeyin . Onlar bize özensin ! Biz dilimizi daima ama daima KORUYALIM . . . ! ! !

  • Reply Elif Damla 07 Aralık 2008 at 15:58

    Ben yazdıklarınızın tümüne katılmıyorum. İlla ki her dil kendi içinde yeterli demek mümkündür.
    Bir dil üzerinde konuşurken benim görüşüme göre onun gelişim evreleri, yükselmesi ve alçalması da göz önünde bulundurulmalıdır. Mesela biz şu an Türkçe yeterli bir dildir diyerek sınırları çok geniş olan bir konuya dar çerçeveden bakıyoruz.
    Osmanlı Türkçesiyle günümüz Türkçesi nasıl karşılaştırılabilir ki. Yüzlerce yıl konuşulup yazılan, insanların her türlü ihtiyaçlarına cevap vermiş bir dilin önce Latin alfabesine çevrilip sonra da güya basitleştirilmesi o dilin kan kaybetmesine yol açar.
    Bir de Türkçeyi neyle kıyasladığımız mühim burada. Çokdil bilen ama Türk olan hangi insana sorarsanız sorun, size Türkçenin bazı noktalardaki eksikliklerini kolayca söyler. Şunu kabul etmek gerek, belki son 50 yılda bizim alışageldğimiz Türkçe eski Türkçeden kopuk ve noksandır.
    Bilgim dahilinde birkaç yabancı dile hakim olan biri olarak görüşlerimi izah ettim.
    Kabul edilir ya da edilmez.
    Saygılar..

  • Reply Kaan Fakılı 07 Aralık 2008 at 17:44

    Elif, söylemek istediğime sen biraz daha açıklık getirmişsin sanırım. Çok dil bilmek dili iyi bilmek anlamına gelmez. Siz 10 tane dil bilen bir insanın Türkçe fakir bir dildir demesine bakarak Türkçenin gerçekten fakir bir dil olduğunu söylerseniz orada bilimsel bir hataya düşmüş olursunuz. Acun Ilıcalı da çok fazla dil biliyor ama dillerin ne kadarını biliyor?

    Bir dili bilmek o dildeki ifade zenginliklerinin büyük çoğunluğunu bilmek ile geçer. Bugün biz bile kendimizi Türkçe ile ifade edemiyor isek bu Türkçenin değil bizim sıkıntımızdır. Açın Türkçe sözlüğü 100 binden fazla sözcük ile karşılaşacaksınız. Biz bu 100 bin kelimeden sadece 500 tanesini günlük hayatta kullanıyorsak bu bence türkçenin değil, bizim fakirliğimizdir.

    Görüşlerinizin bizim için değeri elbette ki vardır. Ancak bu sizin bizim görüşleimizi eleştirdiğiniz gibi, bizim de sizin görüşlerinizi eleştirmemize engel olamaz. Sizin birkaç dil bilmeniz çok hoş bir şey. Ancak yabancı bir dilden Türkçeye çeviri yaparken herhangi bir durumu ya da herhangi bir nesneyi karşılayacak sözcük bulamıyorsanız burada Türkçenin değil sizin kabahatiniz vardır -büyük oranda-. Türkçe sözlüğün tamamını bilmek gerekiyor ki çeviri yaparken sizin gibi sıkıntılar ile karşılaşmayalım. Ancak şu da var ki elbette yeni terimleri, özellikle teknoloji ile ilgili terimleri Türkçeye çevirmek zordur. Zira daha evvel hiç kullanılmamış bir nesnenin adının Türkçede yer alması beklenemez.

  • Reply esra küçük 26 Aralık 2009 at 17:47

    ya bu çok uzun lütfen bunun kısasını örneklendirerek yazın

  • Yorum yazabilirsiniz

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.